Anne – baba – çocuk iletişiminin, çocuğun tüm gelişimleri (fîzikse, psikomotor, zihin, dil, sosyal, duygusal) üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu bir gerçektir. Aile içinde bireyler arasında kurulan iletişim, diğer bireyleri de etkilemektedir. Anne – baba arasındaki iletişim çocuğu; çocuğun annesi ile olan iletişimi babayı; çocuğun babası ile olan iletişimi de anneyi etkiler. Çünkü kişiler arası iletişimde her birey hem alıcı hem verici rolündedir. Anne-baba- çocuk üçgenindeki iletişim biçiminin bireyler üzerinde kısa veya uzun süreli etkileri olabilir. Aile içindeki üyelerin birbirleri ile iletişimleri çocuğun dünyasını etkiler. İletişim evdeki kişiyi ve buna bağlı olarak da dünyadaki olayları belirleyen tek büyük faktördür. İletişimin olumsuz olduğu durumlar, özellikle çocuğun gelişmekte olan benlik kavramı üzerinde olumsuz etkiler yapan bir güç durumuna gelir.

Anne Baba ve Çocuk İletişimi

Anne ve babanın çocukla kurdukları iletişim çocuğun aile içindeki değerine, rolüne, yerine göre değişir. Anne – baba arasında çocuğun oluşturduğu ortak ilgi ve sevgi, anneyle babaya ruhsal doyum sağlar. Aile içindeki başarılı ilişkiler; mutlu, kaygısız, güvenli bireylerin oluşumunu sağlar. Anne-baba-çocuk iletişiminde yaşanan önemli bir sorun TUTARSIZLIK sorunudur. Yani anne ve babanın çocuğa karşı söylediklerinde, uygulamak istedikleri disiplinde birbirinin zıttı davranışları isterler. Bu da çocukta çelişkiye, saldırganlığa ve uyumsuzluğa yol açar. Anne batanın tutarsız olmasında uyguladıkları disiplin anlayışı da oldukça önemli yer tutar.

Anne Baba ve Çocuk İletişimi
Anne Baba ve Çocuk İletişimi

Anne ve babanın disiplin anlayışı

Her ailenin disiplin anlayışı birbirinden oldukça farklıdır. Bu farklılığın nedeni disiplin algılaması ile ilgilidir. Bazı anne babalar disiplini bir baskı aracı olarak görürken, bazıları da doğrudan doğruya ceza vermeyi disiplinin bir gereği sayarlar. Çocuklarının disiplinli olmalarını isterler. Fakat anne baba olarak onlar istedikleri biçimde davranabilirler. Disiplini sadece çocuklarla ilgili bir konu olarak görürler. Kendileri ile ilgisi olmadığını düşünürler. Oysa disiplin; ‘bireylerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin tümü’ olarak tanımlanmaktadır. O halde disiplin sadece çocuklara yönelik bir olay değildir. Aile veya ev içindeki disiplinden söz edildiği zaman ‘o evin ve ailenin değer, düşünce ve davranışlarına uygun yapılması ve yapılmaması gereken davranışları içeren bir önlem sistemi, bir davranış düzenidir.’ Yani ailede yemek saatlerinin, TV izleme saatlerinin, eve geliş gidiş saatlerinin belirli bir düzeni olması, herkesin belli bir sorumluluğu olması, dağıttığını toplaması gibi her bireyden beklenen davranışları içeren bir düzendir.

Her evin düzeni (disiplini) ve düzen (disiplin) anlayışı kendine özgüdür. Ancak disiplin kural ve yasakların inandırıcı olması için uygulayıcının (anne-babanın) da onlara uyması gerekir. Zaten aslında gerçek disiplin kişinin kendisiyle başlar. Eğer çocuğun diş fırçalama disiplini alması isteniyorsa, anne babanın da bu disiplini kazanmış olması gerekir. Çünkü disiplinde en etkili yöntem örnek olarak öğretmektir. Çocuk günlük yaşamda düzenli, disiplinli, beklenilen davranıştan gösteren bir aile büyüğü ile yetişirse, yaşam şeklinin böyle olduğuna inanır, iyi alışkanlıklar geliştirir.

Disiplinde izlenen tutarlı bir yöntem yoksa, orada disiplinden söz etmek de olası değildir. Zaman zaman sert, katı tutumlar; zaman zaman aynı konularda hoşgörü ya da aldırmazlık biçiminde çeşitli davranışlar o ailede tutarlı bir disiplin yöntemi olmadığını gösterir..

Tutarsız disiplin anlayışı 3 biçimde incelenir.

1- Devamsızlık 2-Keyfl değiştirmeler 3-‘Hayır’ların gerçek ‘hayır’ olmaması.

Devamsızlık: Evde konulan kuralların süreklilik izlemeyen kuralların kalıcı olması uyulması güçleşir. Örn: Derslerini bitirmeden arkadaşlarıyla oyun oynamak için dışarı çıkmayacağı kuralı konulan bir çocuk, ilk gün derslerini bitirmeden dışarı çıktı. 2. gün çok ısrar etti annesi dayanamadı izin verdi. 3. gün annesi bir komşuya gidecekti çocuğun başında kalsa geç kalacaktı, yine çıkmasına iziz verdi. 4. gün çocuğun ağlamaları ısrarları, annenin bağırmaları, tehditleri; çocuk dışarı çıkmadı ama dersini de yapmadı.

Keyfi değiştirmeler: Konulan kuralların geçerli bir gerekçe konulmadan değiştirilmesi yine kalıcılığı güçleştirir. Çocuk konulan kurala uymadığı gibi direnç, kırgınlık, isyankarlık gibi duygular yaşar. Evde sürekli tartışmalar yaşanır. Örn: Akşamları saat 21 de yatma kuralı konmuş olan bir çocuk; eve bir konuğun gelmesi, gidilecek bir yerin olması veya TV de izlenebilir bir film nedeniyle kurala uyulmazsa çocuk bu kuralı sürekli bozar.

‘Hayır’Iarın Gerçek Hayır olmaması: Yapılmaması istenen bir şeyin herhangi bir nedenle yapılmasına izin verilmesidir. Çocuğa bu yasaklanan davranışı yapması için izin verirken veya anne baba yaparken ‘bu kez için izin veriyorum, bir daha asla olmasın’ derken ‘hadi ağlama, al bakalım’ gibi görünüşte davranışı onaylamayan ama yine de izin veren cümleler eşlik eder. Bu şekilde davranma çocuğa; anne babası konusunda stratejiler geliştirmesi ile ilgili olarak yol gösterir. Örn: Anne babanın sesini çıkarmayacağını bildiği için konukların yanında izin isteme, ağlamasına dayanamayacaklarını bildiği için sürekli, ısrarlı ağlama, öfke nöbetleri geçirme gibi. Örn. 2: çocuğa çarşıya çıktıklarında her gördüğü satıcıdan bir şey istememesi konusunda bir kural konmuştur. Çocuk yine de her simitçinin ya da satıcının önünde kendini yere atıyor, ağlıyordu. Anne önceleri verdiği karan uyguluyordu. Ancak yavaş yavaş çevredeki bakışlardan rahatsız olunca ‘bu defalık’ diyerek kararı bozar. Bir seferlik bozulan kural gelecek seferde de bozulmaya adaydır.

Disiplin uygulama biçimleri 2 grupta incelenir. I-Dış kontrollü disiplin 2-İç kontrollü disiplin.
1.Dış kontrollü disiplin: Uyulması gerekli kuralların dışandan (anne, baba, çevre) konulduğu, denetlendiği disiplin biçimidir. Dış kontrollü disiplin genellikle sözel ve fiziksel olmak üzere 2 gruba ayrılır.

Sözel (olumsuz) Disiplin Yöntemleri:

a. Kızıp Bağırma: Çocuğun olumsuz bir davranışı karşısında kızarak bağırarak yapmaması için ikaz edilmesidir. ‘Ben sana gürültü yapma demedim mi? Üstünü kirletme demedim mi?’ vb. Bu davranışlar çocuklarda bir süre sonra alışkanlık oluşturur ve bağırıp çağırmalara aldırmaz.

b. Tehdit etme: Olumsuz davranışı yapması durumunda çocuğun istemediği veya korktuğu bir şeyle tehdit edilmesidir. ‘Bir daha yaparsan ellerini kıracağım. Akşam babana söyleyeceğim.’ Gibi tehditler çocukta önceleri korku uyandırsa da daha sonra etkisi kalmaz.

c. Sözle hor görme: İstenilen bir şeyi çocuğu aşağılayıcı, küçük düşürücü sözler söyleyerek yaptırmaya çalışma. ‘Aptal, geri zekalı, ne olacak, sende bu salaklık oldukça tabiî ki iyi not alamazsın.’ Vb.

d.Beddua etme: ‘Allah seni kahretsin, boyun poşun devrilsin, ellerin kırılsın’ vb. dualar çocuğun zamanla bunlara alışmasına neden olur. Davranış değişikliğinde etkili olmaz.

e.Sevgiyi esirgeme: Çocuğun istenilen davranışı göstermediği ya da olumsuz bir davranış yaptığı zaman ‘artık annen olmayacağım’ gibi sözler çocukta aile dışına itilmiş gibi duygular hissettirir..

Fiziksel disiplin yöntemi (ceza, dayak): Çocukların olumsuz bir davranışına engel olmak veya istenen davranışın yapılmasını sağlamak amacıyla fiziksel disiplin yöntemi uygulanır. Çocuğu dövmek, karanlık odaya kapatmak, ceza vermek bu yöntemin uygulamalarındandır.

Cezanın Çocuk Üzerindeki Etkileri:

1. Ceza kötü davranış uygulandığı ya da tehdit ettiği anda durdurulabilir, ancak uzun sürede etkisi kaybolur.

2. İstenmeyen davranışı yalnızca cezayı uygulayan kişi olduğu sürece engelleyebilir,

3. Ceza; yalnızca istenilmeyen, hoş görülmeyen davranışı gösterir. Yanlış davranış yerine ne yapacağını göstermez.

4. Ceza kötü davranışı durduruyor gibi görünebilir, ancak pekiştirir.

5. Ceza kaçınma davranışını uyarabilir. (yalan söyleme, geri çekilme gibi)

6. Sık ceza verilmesi, çocuğun benlik kavramını olumsuz etkiler.

7. Çocuklanna sık ceza veren anne babaların çocuklarının da benzer davranışları benimsemelerine neden olur.

Çocuklar istenmeyen ve belki de tehlikeli olabilecek bir davranışın sonuçlarını çoğu zaman anlayamazlar. Böyle durumlarda nedenleriyle birlikte verilen ceza, kötü davranışı daha etkili biçimde denetleyebilecek duygusal bir tepkiye yol açabilir. Fakat yetişkinlerin cezayı nasıl kullanacaklarını bilmeleri gerekir.

Yani:

– Ceza istenmeyen davranışa uygun olmalı, ve çabuk uygulanmalıdır.
– Cezaya nedenine ilişkin anlaşılabilir bir açıklama; iyi davranışa yönelterek rehberlik, eşlik etmelidir.
– Anne-baba sürekli olarak sıcak ve sevecen ise ceza daha etkili olur.
– Anne-baba ceza verme kelimesini mümkün olduğunca kullanmamalı; çocuğun nerede yanlış yaptığım düşünmesini sağlamalıdır. (Arkadaşına vurmanın doğru bir şey olup olmadığını düşünmelisin, doğru davranışı öğrendiğin zaman yine oynayabilirsin denebilir.)

Dayak Ve Çocuk Üzerindeki Etkileri

Dayak; atanı utandıran, dövüleni küçülten, tanıkları da en azından üzen bir davranıştır. Dayak bir anlık öfkeyle verilen, çoğu kez de amacını aşan bir ceza yöntemidir. Ölçüsü kolayca kaçar. Kusurlu çocuğu kusursuz yapar. Dayağı atanı da suçlu duruma düşürür. Dayak öğretici değeri olmayan, etkisi kısa süren bir yıldırma yöntemidir. Dayak yiyen çocuk;

a. Yaptığı olumsuz davranış üzerinde düşünmesi, düzeltmesi hatasını anlaması gibi bir fırsat tanınmadığı için dayak yemekle, yaptığının ya da yapmadığının karşılığını ödemiş olmakta, olumsuz davranışı düzeltmesinde bir etki olmamaktadır.

b. Dayak yiyen çocukta saldırganlık duygulan gelişir.

c. Dayak yiyen çocukta anne babaya kızgınlık düşmanlık nefret hisleri uyanır. Yaptığının kötü bir şey olduğunu düşünmez, anne babayı suçlar.

d. Dayak yiyen çocuk kendini güçsüz hisseder, aciz hisseder, kendinden utanır, kendine güveni sarsılır.

e. Zihinsel faaliyetlere yoğunlaşma isteği azalır.

f. Okuldaki başarı oranı düşer, zararlı alışkanlıklara yönelme hızlanır.

g. Düşük düzeyde benlik tasarımı ve özsaygı oluşur.

h. Erken yaşta bedensel uyarımlara, seksüel bozukluklara ve sapmalara yönelir.

Dayak yiyen çocuk bazı tepkiler de geliştirir.

a. Karşı koyma: Kaba güç ve zorlama, çocukta direnç yaratır. Karşı koyar, saldırır, direnir, karşılık verir, veya söylenenin aksini yapar. Anne babayı kızdıracak başka davranışlar yapar.

b. Kaçış: Fiziksel veya ruhsal olabilir. Fiziksel kaçışta ortadan kaybolur, odasına kapanır, hatta evden kaçmalar da görülebilir. Yapılan araştırmalar suçlu çocukların büyük bir bölümünün dayaktan dolayı evden kaçtıklarını ortaya koymaktadır. Ruhsal kaçışta çocuk, anne babayla iletişimi keser, hayal ve fantezi dünyasında yaşar. Yalan söyleyebilir. İleride sigara, alkol, uyuşturucu gibi alışkanlıklara ve ruh hastalıklarına neden olabilir.

c. Aşın uyma (itaat): Sürekli uymaya alıştırılmış, zorlanmış çocuklar zamanla kendi değerlerini yadsıyan, kendi inançlarından vazgeçip, her şeyi sorgusuz kabullenen, aşın uyumlu kişilikler geliştirirler. Gelecekteki yaşamlannda sorumsuz, kontrolsüz aşırı davranışlarda bulunan kişilikler ya da başka birisinin kontrola altına kolaylıkla girebilen, pasif, tepki göstermesini bilmeyen, kişilik geliştirebilirler.

İç Kontrollu Disiplin (Özdenetim)

Disiplinin amacı çocuğun çevresine uyumlu, sorunları çözebilen ve saygılı davranış yollarını gösterip, çocuğun kişiliğini ve yeteneklerini en iyi biçimde geliştirmesine olanak sağlamaktır. Bu da ancak iç kontrollü disiplin yöntemiyle elde edilebilir.

Özdenetim, kişinin bazı kuralları benimsemesi ve dış uyarılara gerek kalmadan bu kurallara kendi kendine uyması veya uygulamasıdır.

Çocuklarda da varılmak istenen amaç budur. Kuralları benimsemeleri, ne yapıp yapılmaması gerektiğini bilip, kendi kendilerine yapmaları, uyarı ve ikaza gerek kalmadan, görevlerini yerine getirmeleridir. Örn. Diş fırçalama, odasını toplama, ödevlerini zamanında yapma vb. Çocuğa özdenetim kazandırmada ilk temel yaklaşım; çocuğa neyi yapıp yapmaması gerektiğini açıklamak, ona yol göstermektir. İkinci temel ilke ise desteklemektir. Sürekli olarak çocuğun olumsuz davranışlanna olumsuz tepki göstermek yerine; olumlu davranışlannı görüp takdir etmek, bu yoldaki çabalannı övmek ve desteklemek gerekir.

Çocuğa özdenetim nasıl kazandırılır?

1. Ev içindeki kural ve beklentiler, çocuğun yaşına, kişilik ve yapısına ve özel durumlara göre düşünülerek uygulanır.

2. Çocuğa konulan kuralların nedenleri açıklanır.

3. Çocuktan beklenen davranışlar açıklanır. Hangi davranışın ne zaman beklendiği çocuğa açık bir dille anlatılır, öğretilir.

4. Çocuğa kuralların uygulanmasında aktif rol ve sorumluluk verilir.

5. Çocuk; beklenen davranışları (veya ona yakın davranışları) gösterdiği zaman, hemen takdir edilip memnuniyet belirtilir.

Bir önceki yazımız olan Çocuklarda Kıskançlık Sorunları başlıklı makalemizde kardeşler arası sorunlar ve kıskançlık problemleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Anne Baba ve Çocuk İletişimihttp://www.bayan.info/wp-content/uploads/2015/08/anne-baba-cocuk-iletisimi.jpghttp://www.bayan.info/wp-content/uploads/2015/08/anne-baba-cocuk-iletisimi-135x135.jpgadminAnne-Bebekçocuk büyütmek,çocuk eğitimi,çocuk iletişimiAnne - baba - çocuk iletişiminin, çocuğun tüm gelişimleri (fîzikse, psikomotor, zihin, dil, sosyal, duygusal) üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu bir gerçektir. Aile içinde bireyler arasında kurulan iletişim, diğer bireyleri de etkilemektedir. Anne - baba arasındaki iletişim çocuğu; çocuğun annesi ile olan iletişimi babayı; çocuğun babası ile olan...Moda, Güzellik, Magazin, Dekorasyon, Sağlık Bilgileri